Hissettiğim kadar yalnız değilim ve bunun ne kadar kötü olup olmadığını bilmiyorum.
Günde on saat insanlarla bulunup eve geldiğimde bana ait olmayan eşyaları görmek ve evin mutlak sessizliği beni gerçekten mutsuz ediyor.
Bu sessizlik içinde birlikte çalacağım grup için çalışıyorum, aslında zaten bu cümlenin mantığına bağlı olarak yalnız değilim. Niye öyle hissediyorum?
Su ile online oyun giriyorum herhangi bir insanın sesini duymak için. Çünkü uzağız ve o sırada geçirdiğimiz zamanın kısıtlı bir medyumu var; fazla konuşmaya yer yok.
Eve yürüdüğümde mutsuz edemeyeceğim kadar uzak olduğum tanımadığım insanların yanında sigara molası veriyorum sırf konuşmalarını dinlemek için.
Neden yalnız hissettiğimi gerçekten bilmiyorum. Biliyorum, etrafımda hayatımın hatrısayılır bir kısmını paylaştığım insanlar var. Neden daha iyi hissettirmiyor?

Kendimi daha iyi hissettirmeye çalıştığım her şey bana suçlu hissettiriyor. Gerçekten böyle ayak bileğimde devasa bir gülle varmış ve birazdan demir yolu dizecekmişcesine komik bir kriminallik hissediyorum.
Suçlu. Suçlu. Suçlu. Son bir aydır tek düşündüğüm şey bu. Beni mutlu eden, bana bir an olsun huzur veren ve o anda bulunduğum yer/zaman/Ege’den mutluluk veren her şeyden suçluluk hissediyorum.
Hiçbir şeyi hak etmediğimi düşündüğümü biliyorum; bu hesaba göre insanlarla güzel bir şey paylaşmayı da hak etmiyorum bence.
Sonsuza kadar bu şekilde hissetmeyeceğimi biliyorum en azından. Bu halde olmayı hiç istemiyorum. Bugünlerde kolay yolu çok fazla düşünüyorum. İki ayrı dileğim var, buradaki işim hala bitmiş hissetmiyorum o yüzden ilki olsun istiyorum.
Umarım kendi içimde henüz bulmadığım bir gücü/kudreti bulurum da çıkarım ya da umarım artık katlanamayacağım kadar derdim olur ve elimdeki kartlar beni kolay yola zorlar.


Bir yanıt yazın